Rastgele İçerik
İlgili Bağlantı
Ana Sayfa | 4te4 Edebiyat | Sözcükte Anlam
Sözcükte Anlam
Sözcük Nedir?
Sözcük :
Bir kavram
birimidir. Bir varlığın, bir nesnenin ya da bir
durumun zihinde canlanabilmesi için onu karşılayan bir gösterimdir.
Sözcüklerin Anlam Açılımları
Temel Anlam :
İlk Anlam (Temel Anlam)
Bir sözcük söylendiğinde
aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir
sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :
ü
Boğazımda
bir yanma var. (Temel Anlam)
ü
Şişenin
boğazı kırılmış.
ü
Çanakkale
Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.
ü
Babam yedi
boğaza bakmaya çalışıyordu.
ü
Ali,
boğazına düşkün bir çocuktur.
Bir sözcüğe temel
anlamının dışında yeni yeni anlamlar yükledikçe
anlamının da derece derece soyutlaştığı görülür.
Örnek :
ü
Törende,
Kurdeleyi köyün muhtarı kesti. (Somut temel anlam)
ü
Patates
doğrarken parmağını kesti (Somut yan anlam)
ü
Oyun
kağıdını ortadan kesti. (Somut yan anlam)
ü
Onunla olan
bütün ilişkisini kesti. (Soyut mecaz anlam)
Bir sözcük tek başına
kullanıldığında temel anlamını korur. Ancak cümle içinde temel anlamından
uzaklaşabilir. Örnek :
"Kaçmak" sözcüğünün temel
anlamı "bir yerden gizlice ve çabucak uzaklaşmak"tır.
ü
"Ben
çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam." cümlesinde temel anlamından uzaklaşmıştır.
Sözcüklerin Temel Anlamlarıyla İlgili
Dikkat Edilecek Noktalar :
Temel anlamı somut olan
sözcükler, öncelikle somut ve mecaz anlamlar kazanır. Örnek :
"ateş" sözcüğü, temel
anlamıyla düşünüldüğünde "bir nesnenin etrafa ısı ve ışık yayarak yanması"
biçiminde açıklanabilir, temel anlamı somuttur.
ü
Gençler,
kumsalda büyük bir ateş yakmışlardı. (Temel anlam)
ü
Hastanın
ateşi sabaha kadar düşmüştü. (Somut yan anlam)
ü
Şu yağan kar
bile yüreğimdeki ateşi söndüremez. (Soyut mecaz anlam)
Yan Anlam :
Sözcüklerin ilk konuluş
anlamına bağlı olarak zaman içinde kazandıkları yeni anlamlardır. Bu anlama,
kullanılış anlamı ya da yan anlam adı verilir.
Örnek :
ü
Çocuk kapıyı
sessizce açtı. (açmak : Bir şeyi kapalı durumdan
kurtarmak.)
ü
Gömleğinin
düğmelerini yarıya kadar açtı. (açmak : Sarılmış, katlanmış, örtülmüş,
buruşmuş
veya
iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.)
ü
Okulun
karşısına bir büfe daha açtı.(açmak : Bir kuruluş, bir işyerini işler duruma
getirmek.)
ü
Annem çok
güzel baklava açar. (açmak : Kalın bir nesneyi yayarak ince duruma
getirmek.)
ü
Komşumuz
tıkanan lavaboyu açtı. (açmak : Tıkalı bir şeyi, bu durumdan kurtarmak.)
Sözcüklerin Yan Anlamlarıyla İlgili
Dikkat Edilecek Noktalar :
ü
Her sözcüğün
genel olarak tek temel anlamı varken, birden çok yan anlamı olabilir.
ü
Bir sözcük,
temel ya da yan anlamı verecek biçimde
kullanıldığında gerçek anlamıyla kullanılmış olur. O halde gerçek anlam, hem
temel hem de yan anlamı kapsayan genel bir addır.
ü
Yan
anlamların bir bölümü mecazsız, somut anlam taşırken (ölü yan anlam) bir
bölümü de mecazlı, soyut anlam taşır.
Mecaz Anlam :
Sözcüklerin cümle, dize
veya deyim içine girdiklerinde, gerçek anlamlarından tamamen sıyrılarak
başka bir sözcük ya da kavram yerine
kullanılmasıyla kazandığı anlama mecaz (değişmece) anlam denir. Mecaz anlam,
Sözcüğün sürekli olmayan, kullanım içinde geçici olarak üstlendiği anlamdır.
Örnek :
ü
Müşteriden
para sızdırmak için elinden geleni yapardı.
ü
Satıcının o
ince ve tiz sesi kulaklarımızda patlıyordu.
ü
Bugünlerde
havasından yanına varılmıyor.
ü
Bu hayırsız
evlat için insan kendisini ateşe atar mı?
Mecaz Türleri
Benzetme
(Teşbih) :
Aralarında benzerlik
bulunan iki varlıktan (kavramdan) niteliği zayıf olanın, niteliği üstün,
belirgin olana benzetilmesidir.
Benzetme, Sözü daha etkili
ve gözle görünür kılmak amacıyla kullanılan bir mecaz türüdür. Benzetmenin
dört öğesi vardır :
1- Benzeyen
(niteliği zayıf olan)
2- Benzetilen
(niteliği, üstün, belirgin olan)
3- Benzetme yönü
(benzerlik ilgisi gösteren)
4- Benzetme edatı
(gibi, kadar, sanki, misali)
Örnek :
Kızın deniz
gibi masmavi gözleri vardı.
Benzetilen
Benzetme Benzetme Benzeyen
Edatı Yönü
Benzetmeyle İlgili Uyarılar :
Benzetmenin oluşabilmesi
için benzeyen ve kendisine benzetilenin kullanılması şarttır.
Bunlar, benzetmenin temel
öğeleridir.
Dört öğesinin dördünün de
kullanıldığı benzetmelere ayrıntılı benzetme,
benzetme edatının olmadığı
benzetmelere kısaltılmış benzetme,
yalnızca temel öğelerin
kullanıldığı benzetmelere teşbih-i beliğ denir.
Örnek :
Sular
öyle temiz
ki annemin yüzü gibi. (Ayrıntılı Benzetme)
Benzeyen
Benzetme Benzetilen Benzetme
Yönü Edatı
Adam
cesurlukta aslandı.
(Pekiştirilmiş Benzetme)
Benzeyen Benzetme
Benzetilen
Yönü
Bin Atlı o gün
dev gibi bir orduyu yendik.
(Kısaltılmış benzetme)
Benzetilen Benzetme Benzeyen
Edatı
Gider oldum kömür
gözlüm elveda. (Teşbih-i
beliğ)
Benzetilen Benzeyen
Eğretileme (İstiare) :
İstiare : Arapça bir
sözcük olup "bir şeyi iğreti, ödünç alma" anlamındadır.
Ya benzeyenle ya da benzetilenle yapılan
benzetmedir. Örnek :
ü
Aslan gibi
güçlü bir adamdı. (benzetme)
ü
Soruyu doğru
yanıtlayınca "Aslan be!" dedi. (eğretileme)
Eğretileme üç çeşittir.
Açık Eğretileme :
Yalnızca kendisine
benzetilenin kullanılmasıyla yapılan eğretilemedir. Örnek :
ü
Havada bir
dost eli okşuyor tenimizi. Benzeyen:Rüzgar(yok) Benzetilen:Bir dost eli
ü
Kurban
olam kurban olam
Beşikte yatan
kuzuya Benzeyen : Bebek, çocuk (yok) Benzetilen : Kuzu
Kapalı Eğretileme :
Yalnızca benzeyen ile yapılan, benzetilenin de bir özelliğinin belirtildiği
(genel olarak benzetme yönü) eğretilemedir. Örnek :
ü
Oğlu
büyüyünce yuvadan uçup gitti.
Benzeyen : Oğul
Benzetilen : Kuş (yok) Benzetme yönü : Uçup gitmek
ü
Ay zeytin
ağaçlarının arasından yere damlıyordu.
Benzeyen : ay
Benzetilen : su (yok) Benzetme yönü : yere damlaması
Yaygın (Temsili)
Eğretileme :
Benzetmenin temel öğeleriyle birlikte, birden çok benzetme yönünün bulunduğu
eğretilemedir. Yaygın eğretilemede bir "gizleme" vardır. Açıkça söylenmeyen
ya da söylenmek istenmeyen sözler, benzetme
yoluyla ve sözlük anlamına gizlenerek söylenir, şairler bunu çoğu kez güzel
ve etkili bir anlatım için kullanırlar. Örnek :
Artık demir almak günü
gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi
kalkar bu limandan
Eğretileme Yolları
İnsana özgü kavramların,
doğaya (dış dünyadaki varlıklara) aktarılmasıyla;
Örnek :
İnsan
Derinden
derine ırmaklar ağlar. Kapalı Eğretileme
Benzetilen Benzeyen
Doğaya özgü kavramların
insana aktarılmasıyla;
Örnek :
Askerin ölümü
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler
batıyor. Açık Eğretileme
Benzeyen
Benzetilen
Doğadaki bir varlığa ait
özelliğin, bir başka varlığa aktarılmasıyla;
Örnek :
Bulut
Yüce
dağ başında bir top pamuk var. Kapalı Eğretileme
Benzeyen
Benzetilen
Bir duyuya ait bir
kavramın bir başka duyuya aktarılmasıyla;
Örnek :
Sıcak bakışlarıyla ısıtırdı
içimizi. Kapalı Eğretileme
Ad Aktarması :
(Mürsel Mecaz)
Bir sözü benzetme amacı
gütmeden bir başka söz yerine kullanmaktır.
Sözcüklerin yeni anlamlar
yüklenmesinde bir etken de ad aktarmasıdır. Örnek :
ü
"Sinema"
için "beyaz perde"
ü
"seçime
katılmak" yerine "sandık başına gitmek"
Ad aktarması şu ilişkiler
çerçevesinde kurulabilir :
ü
Sanatçı
verilir, yapıtı anlatılır. Örnek :
Yaşar Kemal'i lise
yıllarımda okudum. (Yaşar Kemal'in romanlarını)
ü
İçteki
varlık verilir, dışındaki anlatılır ya da
dıştaki varlık verilir içindeki anlatılır. Örnek : Haberi duyunca bütün
ev ayağa kalktı. (Evin içindeki insanlar)
Ayağını çıkarmadan içeri girme. (Ayakkabını)
ü
Parça
verilir, bütün anlatılır ya da bütün verilir,
parça anlatılır. Örnek :
Bu acılı haberi
ona hangi dil söyleyebilir? (İnsan)
Gemi
Mersin'e yanaştı. (Mersin Limanı)
ü
Bir yer adı
verilir, o yerde yaşayan insanlar anlatılır. Örnek :
Bütün
köy meydanda toplandı. (köy halkı)
Erzurum, Mustafa Kemal'e kucak açtı. (Erzurum Halkı)
ü
Bir yön adı
verilir, o yöndeki bölgeler ya da ülkeler
anlatılmak istenir. Örnek :
Batı
bu duruma müdahale etmedi. (Batı ülkeleri)
ü
Bir eşya adı
verilir, onu kullananlar anlatılmak istenir. Örnek :
Koştu, yokuş aşağı bir şapka. (İnsan)
ü
Soyut bir ad
verilip, somut bir varlık anlatılır. Örnek :
Bu
sonucu Türk gençliğine armağan ediyorum. (Genç insanlar)
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı. (insanlar)
ü
Sonuç
verilir, bunun nedeni kastedilir. Örnek :
Gökten sicim gibi
bereket yağıyor. (bereket, sonuçtur, nedeni yağmur anlatılmıştır)
Kinaye (Dolaylı Söz Söyleme) :
Sözcüklerin çok anlamlı olarak kullanılmasında kinayenin de büyük bir önemi
vardır. Kinaye bir sözün hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek bir
biçimde kullanılmasıdır. Kinayede gerçek anlam verilir, mecaz anlam
kastedilir. Örnek :
ü
Bu çocuğun
elinden tutsan ne kaybedersin?
ü
Bulmadım
dünyada gönüle mekan
Nerde gül bitse
etrafı diken
ü
Şu karşıma
göğüs geren
Taş bağırlı dağlar
mısın?
Tariz (Taşlama) :
Bir kimseyi iğnelemek, onunla alay etmek amacıyla bir sözü gerçek anlamının
tam karşıtı bir anlamda kullanmaktır. Örnek :
ü
Randevuna
sadıkmışsın, beklemekten kök saldık.
ü
O kadar çok
konuştu ki söylediklerinden hiçbir şey anlamadık.
ü
Biraz daha
hızlı yürürsen karıncalar bile bizi geçecek.
Teşhis - İntak (Kişileştirme - Konuşturma)
:
İnsana özgü nitelikleri
insan dışındaki varlıklara aktarmaya kişileştirme denirken, bu varlıkların
insan gibi konuşturulmasına da konuşturma denir. Örnek :
ü
Güneş
ışığında yağmurunu döken bulutlar sanki gülüyordu. (Teşhis)
ü
U*****ta günün
boynu büküldü. (Teşhis)
ü
Dal, bir gün
dedi ki tomurcuğuna :
Tenimde bir yara
işler gibisin. (İntak)
Abartma (Mübalağa) :
Bir durumu olduğundan çok
ya da az göstermektir. Örnek :
ü
Bütün gün
çalışmaktan iğne ipliğe döndü.
ü
Alem sele
gitti gözüm yaşından
ü
Sana dar
gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni
tarihe desem sığmazsın.
Sözcüklerin Terim Anlamı :
Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir
kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :
ü
Bu sınıfa
yirmi sıra yerleştirelim
Toplumsal
sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.
ü
Bu çiçeğin
kökü tamamen kurumuş.
Sözcük köklerini ve
gövdelerini tanıyalım.
İkilemeler :
Anlamı ve anlatımı güçlendirip pekiştirmek amacıyla aynı
ya da sesleri birbirine benzeyen sözcüklerin
art arda yinelenmesiyle oluşan söz gruplarına ikileme denir.
İkilemelerin anlamsal
özellikleri şöyle sıralanabilir:
ü
Anlamı
güçlendirip pekiştirmek, anlamı abartmak. Örnek :
Güzel mi güzel kız
Demet
demet çiçek
Çuval
çuval fındık
Çıtır
çıtır simit
Ağlaya sızlaya bir hal
olmak
Güle
güle ölmek
Varını yoğunu ortaya
çıkartmak
ü
"Şöyle
böyle, yaklaşık olma" anlamı vermek. Örnek :
İyi kötü (bilmek)
Aşağı yukarı (anlamak)
Hemen
hemen (bitirmek)
İkilemelerin Kuruluş
(Yapılış) Özellikleri :
ü
Aynı
sözcüğün tekrarıyla oluşan ikilemeler. Örnek :
İri
iri - Koca koca - Yavaş
yavaş - Uslu uslu
ü
Yakın
anlamlı sözcüklerin tekrarıyla oluşanlar. Örnek :
Börek çörek - Derli
toplu - Sorgu sual - Doğru dürüst - Sağ salim
ü
Biri anlamlı
diğeri anlamsız sözcüklerin bir araya gelmesinden oluşanlar. Örnek :
Çalı çırpı - Konu komşu
- Yırtık pırtık - Eğri büğrü
ü
Her ikisi de
anlamsız sözcüklerin yan yana gelmesiyle oluşanlar. Örnek :
Ivır zıvır - Abur cubur
- Eciş bücüş - Dangıl dungul
ü
Karşıt
anlamlı sözcüklerden oluşanlar. Örnek :
İyi kötü - Er geç -
Düşe kalka - İleri geri
ü
Yansıma
sözcüklerin tekrarlanmasıyla oluşanlar. Örnek :
Vızır
vızır - Şırıl şırıl - Tıkır
tıkır - Horul horul
UYARI
İkilemeler daima ayrı
yazılır ve ikilemelerin arasına virgül işareti KONULMAZ.
Deyim Anlamı :
Belli bir durumu, belli
bir kavramı göstermek için kullanılan öz anlamından az çok ayrı bir anlam
taşıyan, kalıplaşmış, halkın ortak dil ürünü olan sözlere deyim denir. Örnek
:
ü
İçine ateş
düşmek
ü
Pabucu dama
atılmak
ü
Yüreği
ağzına gelmek
ü
İki gözü iki
çeşme
Deyimlerin Özellikleri
ü
Deyimler,
kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ve bir sözcüğün
yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :
Sözgelimi "Ayıkla pirincin
taşını" yerine "Seç pirincin taşını" denmez ya
da "Pirincin taşını ayıkla" gibi deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri
değiştirilemez.
ü
Deyimler,
değişik kip ve kişi ekleriyle çekime girebilirler. Örnek :
Kendini naza çek(mek)
Kendini naza çek(iyor)
Kendimi naza çek(tim)
Kendilerini naza
çek(erler)
ü
Deyimi
oluşturan sözcüklerin arasına başka söz grupları girebilir. Bu tip
kullanımlarda deyim gözden kaçırılmamalıdır. Örnek :
Gözü vitrinde duran kırmızı elbiseye takıldı.
ü
Deyimler
genel kural bildirmez, yol gösterip öğüt vermez. Yalnızca bir durumu en kısa
yoldan ve en etkili bir biçimde anlatmaya yarar. Deyim, bu yönüyle
atasözünden ayrılır. Örnek :
demir ışıldar.
Akacak kan damarda
durmaz Atasözüdür, kural bildirir.
Mum dibine ışık vermez.
piş, ağzıma düş.
Ne kokar, ne
bulaşır. Deyimdir, kural bildirmez.
Atı alan Üsküdar'ı geçti.
Deyimler Anlamları ve
Kuruluşları (Biçimleri) yönünden iki gurupta incelenir.
Anlamlarına Göre Deyimler
ü
Gerçek
Anlamlı Deyimler
Bazı deyimlerde sözcükler
gerçek anlamlıdır. Deyimin iletmek istediği durumu, deyimi oluşturan
sözcüklerin anlamlarıyla düşünürüz. Bu tür deyimlerde anlatım güzelliği
düşünülmez. Bunlar, Bir kavramı belirtir. Örnek :
Alan razı satan razı -
Ne var ne yok? - Olur şey değil! - Nerde akşam orda sabah.
İsmi var cismi yok -
Yükte hafif pahada ağır.
ü
Mecaz
Anlamlı Deyimler
Deyimlerde genel olarak
deyimi oluşturan sözcüklerin çoğu ya da tümü
gerçek anlamından uzaklaşarak tamamen farklı bir durumu
ya da kavramı anlatmak üzere kullanılır. Dilimizde deyimler genel
olarak mecaz anlam taşır.
Mecaz anlamlı deyimler iki
şekilde karşımıza çıkabilir.
1. İliştirme Anlamlı
Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerden bir ya
da ikisiyle, deyimin ilettiği durum arasında dolaylı bir bağlantı vardır.
Böyle deyimlere "iliştirme anlamlı" deyimler denir. Örnek :
Diline dolamak
(sürekli aynı şeyi söylemekle, dil arasında bir bağlantı var.)
Kulak misafiri olmak
(dinlemek)
Göz gezdirmek
(bakmak)
Ayaklarına kara sular
inmek (yürümekten yorulmak)
2. Yummaca Anlamlı
Deyimler: Deyimi oluşturan sözcüklerin anlamları ile deyimin iletmek
istediği durum arasında hiçbir anlam bağlantısı olmayabilir. Bu tip
deyimlere "yummaca anlamlı" deyim denir. Örnek :
Baş göz etmek
(evlendirmek)
Burnu sürtülmek
(taşkın davranışların cezasını çekip ılımlı olmak)
Can damarına basmak
(bir şeyin en önemli noktası üzerinde durmak)
Burnunun direği sızlamak
(çok üzülüp acımak)
Çamur atmak
(Bir kimseyi lekelemeye çalışmak)
Yaş tahtaya basmak
(tedbirsizlik edip sonu tehlikeli işe girişmek)
Yapılarına
(Biçimlenişlerine Göre) Deyimler
Deyimler kalıplaşmıştır.
Belli bir söyleyiş biçimi kazanmışlardır. Bir deyimin söylenişi her yerde
aynıdır. Hem biçimce hem anlamca son söyleyiş biçimini almışlardır.
ü
Kimi
deyimler yargı (cümle) biçiminde ya da ikili
yargılı olarak kurulmuştur. Örnek :
Atı alan Üsküdar'ı geçti.
Hamama gider kurnaya,
düğüne gider zurnaya aşık olur.
Hem suçlu hem güçlü
Geçti Bor'un pazarı, sür
eşeğini Niğde'ye
ü
Kimi
deyimler öykücük ya da konuşma biçimindedir.
Örnek :
Deveye, "Boynun eğri"
demişler, "Nerem doğru ki!" demiş.
Tencere dibin kara
Seninki benden kara
ü
Deyimler
genel olarak mastar biçimindedir. Örnek :
Gönül koymak - İçi
burkulmak - Kapı dışarı etmek - Muradına ermek - Ödü patlamak
Öküzün altında buzağı
aramak
ü
Bazı
deyimler, sözcük öbeği (tamlama) biçiminde kalıplaşmıştır. Örnek :
Kara çalı - Püsküllü
bela - Para canlısı - Para babası - Elinin körü - Ömür törpüsü
ü
Deyimler,
genel olarak birden çok sözcüğün kalıplaşmasından oluşur. Ancak tek
sözcükten oluşan deyimler de vardır. Örnek :
Akşamcı - gedikli -
kılkuyruk - kaşarlanmış
ü
Kimi
deyimler ise ikileme biçiminde kurulurlar. Örnek :
Abur cubur - Açık saçık
- Ağır aksak - Ak pak - Apar topar - Az çok - Bata çıka
Atasözleri :
Uzun deneyimler ve gözlemler sonucu oluşmuş, yol gösterici, genel kural
biçiminde kalıplaşan, toplumca benimsenen ve anonim bir nitelik taşıyan özlü
sözlerdir.
Atasözlerinin Biçim
Özellikleri :
ü
Deyimler
gibi atasözleri de kalıplaşmıştır. Sözcüklerin yerleri değiştirilmez ve bir
sözcüğün yerine eş anlamlısı getirilemez. Örnek :
Ak akçe kara gün içindir.
- Kız beşikte, çeyiz sandıkta.
ü
Atasözleri
kısa ve özlüdür, az sözle geniş bir düşünce ifade edilir. Örnek :
Aç ayı oynamaz. - Su
yatağını bulur. - Baş kes, yaş kesme. - Boğaz kırk boğumdur.
Çivi çiviyi söker.
ü
Atasözleri
genel olarak bir yargı (cümle) biçiminde kurulmuştur. Örnek :
İt ürür kervan yürür. -
İyilik eden, iyilik bulur. - Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
Kardeş kardeşi bıçaklamış,
dönmüş yine kucaklamış. - Kavgada yumruk sayılmaz.
ü
Atasözleri
genel olarak geniş zaman kipinin üçüncü tekil kişisiyle
ya da emir kipinin ikinci tekil kişisiyle çekimlenmiştir. Örnek :
Önce düşün, sonra söyle.
(II. tekil kişi emir kipi)
Pilav yiyen kaşığını
yanında taşır. (Geniş zaman kipi, III. tekil kişi)
ü
Atasözlerinde genel olarak uyaklı ve uyumlu sesler ve sözcükler vardır.
Örnek :
Pekmezi küpten, kadını
kökten al. - Sabreden derviş, muradına ermiş.
Sen dede ben dede, bu atı
kim tımar ede?
Atasözlerinin Anlam
Özellikleri
ü
Atasözlerinin bir bölümü gerçek anlamlıdır. Yani atasözünün iletmek istediği
düşünceyi onu oluşturan sözcüklerin anlamları düşündürür. Örnek :
Çok yaşayan bilmez, çok
gezen bilir. - Allah bilir ama kul da sezer.
Al malın iyisini çekme
tasasını. - Bugünün işini yarına bırakma. - At, yiğidin yoldaşıdır.
ü
Atasözlerinin bir bölümü mecaz anlamlıdır. Yani atasözlerinin iletmek
istediği anlam, sözcüklerin gerçek anlamlarından tamamen bağımsızdır. Örnek
:
Mum, dibine ışık vermez.
- Altın, eli bıçak kesmez. - Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Göç dönüşü topal eşek öne
geçer. - Etle tırnak arasına girilmez.
Eşeği dama çıkartan yine
kendi indirir.
ü
Bazı
atasözleri ilettiği yargı yönünden karşıtlık ya
da çelişki gösterir. Örnek :
eden iyilik bulur.
karşıtlık
İyiliğe iyilik olsaydı,
koca öküze bıçak olmazdı.
insan lafının üstüne gelir.
çelişki
İti an çomağı hazırla.
ü
Atasözlerinde ahenk ve söz sanatları da vardır. Örnek :
Alet işler, el övünür.
(mürsel-mecaz)
Güvenme varlığa, düşersin
darlığa (tezat-karşıtlık)
Elin ağzı torba değil ki
büzesin. (benzetme)
El eli yıkar, iki elde
yüzü yıkar. (tekrir)
Dökme suyla değirmen
dönmez. (kinaye)
Anlam Özelliklerine Göre Sözcükler
Somut ve Soyut Anlamlı
Sözcükler :
Bir sözcük, duyu
organlarından biri yoluyla algılanabilen bir varlığı gösterirse "somut
anlamlı", duyu organları yoluyla algılanamayıp da zihinde var olan
kavramları gösterirse "soyut anlamlı" sözcük adını alır. Örnek :
ü
Ağaç, taş,
hava, ses, koku, çiçek. (somut anlam)
ü
Mutluluk,
Sevgi, korku, kin, dostluk, insanlık. (soyut anlam)
Somut ve Soyut Anlamla
İlgili Uyarılar :
ü
Bir sözcük
temel anlamıyla somutken cümlede kazandığı anlamıyla soyut olabilir.
Bu yüzden sözcükler
somutluk soyutluk yönünden değerlendirilirken cümle içinde kazandığı anlama
göre değerlendiril